Jeotermal.com - Jeotermal, Jeotermal Enerji, Termal, Mineralli Su | Jeotermal Enerji ve Jeotermal Kaynak Çalışmalarında Jeoloji Mühendisliği

Dosyalar

Jeotermal Enerji ve Jeotermal Kaynak Çalışmalarında Jeoloji Mühendisliği
İNDİR

Editör

309 İndirme


Jeotermal Enerji ve Jeotermal Kaynak Çalışmalarında Jeoloji Mühendisliği

 

Arzu ÇAĞLAYAN*

Ekonomik ve sosyal kalkınmanın en önemli girdilerinden olan enerji, temel ihtiyaçların karşılanması ve yaşamın sürdürülebilmesi açısından da vazgeçilmezdir. Enerjinin dünyanın ve insanlığın geleceğindeki belirleyici konumu, giderek daha da artmaktadır.

Enerji kaynaklarına olan ihtiyacın hızla arttığı günümüzde, enerjinin yeterli, güvenilir, sürdürülebilir olması, ülkelerin öncelikli konuları arasındadır. Bu anlamda enerjinin planlama ve yönetim boyutları önem kazanmaktadır (Çağlayan, 2012).

Dünya ülkelerinin giderek büyümeleri ve gelişmeleri enerji gereksinimini hızla arttırdığından, ülkeler bir yandan alışılmış enerji kaynaklarının yerine alternatifler ararken, öte yandan yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelerek bu kaynaklardan kapsamlı bir biçimde yararlanma yollarını araştırmaya ve kullanmaya başlamışlardır (Alan, 2010).

Gelecekte dünyada yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimindeki payının %6’ya ulaşması beklenmektedir. En önemli artış güçlü hükümet desteklerinin bulunduğu OECD-Avrupa’da gerçekleşecek, özellikle rüzgar ve biyokütle enerjisi kullanımı en fazla artan kaynaklar olacaktır (Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi, 2011).

Son beş yıldır dünyada yaşanan global ekonomik krize rağmen, birincil enerji fiyatlarının tümünde yüksek artışlar meydana gelmiştir. Enerji fiyatlarındaki yüksek artışlar ülkeleri enerji ithalatından uzaklaşmaya, buna karşın yerli üretimin arttırılması politikalarına yönlendirmiş bulunmaktadır. Örneğin, 2007 yılında ABD’nin enerji tüketiminin %29’u ithalatla karşılanırken, 2009 yılında bu %24’e düşürülmüş, 2035 yılın da ise %17’ye düşürüleceği öngörülmektedir. ABD‘de enerjide yerli payının artışına şeyl gazı ve biyoyakıtların yön vereceği belirtilmektedir. Bu amaçla çeşitli petrol şirketlerin oluşturduğu bir konsorsiyum, bu konuda yüksek lisans ve doktora yapacak başarılı öğrencilere burs vererek destekleyeceklerini duyurmuşlardır” (TMMOB, 2006).

ABD’de enerji tüketiminin yerli kaynaklardan karşılanmasına yönelik çabalar Avrupa Birliği’nde de görülmektedir. Özellikle Almanya’da tüm nükleer santrallerin 2022 yılında kapatılması politikası, Almanya’nın yenilenebilir kaynaklardan karşılanacak enerji talebi hedefini her geçen gün arttırmaktadır (Alan, 2010).

Ülkemizin enerji gereksinimi; petrol, doğal gaz ve kömür gibi birincil enerji kaynaklarıyla karşılanmakta, özellikle petrol ve doğalgazda tam anlamıyla dışa bağımlılık yaşanmaktadır (Çağlayan, 2012). 

Ülkemizde petrol ve doğal gaz aramalarında arzu edilen sonuçlara ulaşılamamış olması, yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı ulusal bir enerji politikasının oluşturulması gereğini açık olarak ortaya çıkarmaktadır. Bu bağlamda yenilenebilir enerji kaynaklarımızdan olan jeotermal enerjiye olan ilgi her geçen gün artmaktadır (Çağlayan, 2012). 

Önemli bir jeotermal kuşak üzerinde yer alan ülkemizin potansiyeli hakkında farklı görüşler bulunmakla birlikte, MTA tarafından 2011 yılı itibariyle tespit edilen yaklaşık 200 adet jeotermal sahanın %6’sının elektrik, %39’unun konut ısıtması ve %55’nin ise kaplıca vb. gibi diğer kullanımlar için uygun olduğu bilinmektedir (Alan, 2010).

Jeotermal enerjinin doğrudan kullanımına (kaplıcalar, bölgesel konut ısıtmacılığı,  sera ısıtması, endüstriyel, tarımsal kurutma, jeotermal ısı pompası vb.) bakıldığında, 2010 yılı itibariyle 78 ülkede jeotermal enerjinin doğrudan kullanma kapasitesinin toplamı 50.583 MWt‘dir. Türkiye ilk on ülke arasında 2.084 MWt ile ABD, Çin, İsveç, Norveç, Almanya ve Japonya’dan

Yorumlar

Yorum yapabilmek için üye olmanız gerekmektedir. Üye olmak için [ÜYE OL] tıklayabilirsiniz. Üyemiz iseniz [GİRİŞ] yapabilirsiniz.