Dosyalar

Jeotermal Sahalarda Jeolojik ve Jeofizik Arama İlke ve Stratejisi


Jeotermal Sahalarda Jeolojik ve Jeofizik Arama İlke ve Stratejisi

Tahir ÖNGÜR 

ÖZET 

Ülkemiz jeotermal kaynaklar açısından zengin ve buna elverişli jeoloji ortamlarına sahiptir. Jeotermal  sistemler  dinamik,  açık  ve  değişken  sistemlerdir.  Bileşenleri,  ısı,  akışkan,  basınç  ve  kimyasal  bileşenlerdir.Bu nedenle, yerkabuğunun üst kesimlerinde ısı akısının yüksek, yeraltısuyunun derinlere  süzülüp  ısındıktan  sonra  yeniden  yükselebileceği  geçirimli  zonların  bulunduğu  ve  jeotermal  akışkanların  konveksiyon  hücreleri  oluşturacak  şekilde  dolaşıp  ısı  biriktirebileceği  kapanların  oluşabildiği kesimlerinde gelişmektedir. Ülkemizin jeoloji çatısı içinde buna elverişli farklı kuşaklar  bulunmaktadır.Batı Anadolu’nun Ege kıyılarındaki yaygın faylanma, ısı akısının göreli olarak yüksek  olduğu bu bölgede, çoğu denizden beslenen bazı sahaların gelişmesine yataklık yapmıştır. 

Menderes  Masifi,  özgün  jeoloji  geçmişi  ile  ülkemizin  en  yüksek  ısı  akısına  sahip  yöresini  oluşturmaktadır. Üstelik bu Masif, yakın zamanda D­B uzanımlı grabenleri oluşturan derin yapısal  süreksizliklerle kesilmiştir. Bu bölgede, bir yandan metamorfitleri etkilemiş olan sıyrılma fayları ve bir  yandan da üst Miyosen’de oluşmuş, bugünkülere verev uzanan bir başka fay sistemi ile yaygın ve  etkili bir kırıklanma ve kaya ortamlarının geçirimlilik kazanması olanaklı olmuştur. Bütün bunlar, bu  bölgede çok sayıda ve yüksekçe ısı yüklü jeotermal sistemin gelişmesini sağlamıştır.  Orta Anadolu’nun batısı Menderes Masifi bölgesine benzer biçimde graben yapıları içinde ya da  kenarında oluşmuş jeotermal alanlara sahiptir. Orta Anadolu’nun doğusu ve Doğu Anadolu’da yaygın  olarak  bulunan  genç  volkanik  ortamlarda  tipik  jeotermal  alanların  bulunmayışı  dikkati  çekidir.  Buralarda, bölgesel bir yüksek ısı akısı bulunmadığı ve jeotermal kaynakların ancak sığ volkanik  merkezlere yakın yerlerde aranabileceği anlaşılmaktadır. Kuzey ve Doğu Anadolu Fay Zonları çok  sayıda, ancak düşük sıcaklıklı sahalarla özgündür. Bu kuşaklarda da kabukta olağandışı bir ısı akısı  bulunmadığı anlaşılmaktadır.  Jeotermal  alanların  incelenmesinde  yerbilimcilerin  önemli  sorumlukları  vardır.  Temel  jeoloji  çalışmalarının  yanında  hidrojeoloji,  petroloji  ve  petrografi,  jeokimya  ve  hidrotermal  alterasyon  incelemeleri de bu görevler içinde öncelikli ve önemli olanlardandır. Jeofizik çalışmalar ise son yıllarda  çeşitlenen ve gelişen farklı jeofizik ölçü ve veri işleme teknik ve yöntemleri ile jeotermal kaynak arama­  geliştirme­işletmelerinin  her  aşamasında  çok  başarılı  sonuçlar  verebilmektedir.  Üç  boyutlu  sismik  modelleme,  mikrodeprem  izleme  ve  değerlendirme,  mikrogravite,  manyeto  tellürik,  vb  teknikler  jeotermal çalışmalarının vazgeçilmez araçları olmuştur. 

Ülkemizde bu güne değin bilinçsiz olarak kendiliğinden gelişen bir strateji uygulanmıştır: Her sıcak su  kaynağının çevresinde bir kaç gez jeoloji haritalaması yapılmış, buralarda jeofizik özdirenç ölçümleri  yapılmış, su kimyası verilerinden olası rezervuar sıcaklığı hesaplanmış, başarılı ya da başarısız bir iki  sondaj  yapılmış  ve  saha  onyıllarca  terkedilmiş,  bir  yatırım  yapılmamıştır.  Ya  da  yeterli  arama  çalışmaları  yapılmadan  ısıtma  projeleri  hazırlanıp  uygulanmış  ve  aşırı  çekimle  sahalara  zarar  verilmiştir. 

Şimdi, jeotermal kaynaklara olan ilgi de, tehlikeler de artmıştır.

Anahtar Kelimeler: jeotermal, birimleştirme, kuruluş unsurları, teknik unsurlar.   

Yorumlar

Yorum yapabilmek için üye olmanız gerekmektedir. Üye olmak için [ÜYE OL] tıklayabilirsiniz. Üyemiz iseniz [GİRİŞ] yapabilirsiniz.