Dosyalar

Jeotermal Sondajların Özellikleri ve Kullanılan Donanımlar


Jeotermal Sondajların Özellikleri ve Kullanılan Donanımlar

 

Umran SERPEN

ÖZET

Petrol ve su sondajlarından belirgin bir şekilde farklı olarak jeotermal kuyularda karşılaşılan başlıca sorunlar; sert kayaçlar, düşük formasyon basınçları ve yüksek sıcaklıklardır. Bu çalışmada, ilk olarak jeotermal sondajların petrol sondajlarından daha geniş çaplı olarak delinme nedenleri ve bundan ötürü jeotermal sondajlarda karşılaşılan teknik sorunlar ayrıntılı olarak incelenmiş ve mali sorunlara değinilmiştir. Daha sonra, önce sert kayaçların bu tip kuyularda sebep olduğu sorunlar ve bunların çözümleriyle bu konuda yapılan araştırmalar hakkında bilgi verilirken, bunun yanında yüksek sıcaklığın çamur, çimento ve sondaj donanımları üzerindeki etkisi incelenmiş ve bunlarla ilgili çözümler ve araştırmalar sunulmuştur. Ayrıca, düşük basınç dolayısıyla oluşan sorunların hangi teknikler ve donanımlarla aşıldığı konusunda bilgi sunulmuştur.

 

1. GİRİŞ

Jeotermal enerji kullanımı geçen yüzyıl başından itibaren başlamış olup, buna paralel olarak,jeotermal kuyular da delinmiştir. Bu bağlamda, jeotermal  sondaj teknolojisi gündeme gelmiştir. Başlangıçta, genel olarak petrol endüstrisinde kullanılan sondaj tekniklerinden faydalanılmıştır ve ilk sondajlarda delme tekniği ile kullanılan malzemeler petrol endüstrisindekiyle aynıdır. Jeotermal kuyu delme tekniklerinin gelişimi 1960’lı yılların ortasından itibaren başlamıştır. Başlangıçta, jeotermal kuyu delme tekniklerinin gelişimi, yine petrol sondajlarında karşılaşılan benzer sorunların çözümünden aktarma yoluyla olmuştur. Örneğin, sıcaklığın neden olduğu sorunlar, benzer sıcaklıkların bulunduğu derin petrol kuyularında (40006000 m), ya da buhar enjeksiyonu yapılan petrol kuyularında uygulanan tekniklerin jeotermale adaptasyonu ile çözümlenmeye çalışılmıştır. Yine benzer olarak, anormal düşük basınçlı ve çok sert formasyonlarda karşılaşılan problemler petrol sondajlarında da sıkça rastlanan türden olduğu için, benzer çözümler üretilmiştir.

Ülkemizde son 20 yıldır jeotermal enerjinin kullanımı yönünde çalışmalar artmış olup, bunların daha da hızlanacağı gözlenmektedir. Bu gelişime paralel olarak, jeotermal sondajların artması da söz konusudur. Son 40 yıl içinde delinen jeotermal kuyuların büyük bir kısmı, MTA  tarafından gerçekleştirilmiştir. MTA’nın 1960’lı yılların ortasından itibaren ve 1980’li yıllara kadar deldiği kuyularda uygulanan teknoloji, çağdaştır. MTA’nın Enstitü’den Genel Md.’lüğe dönüşme sonrası, bedel karşılığı yaptığı sondajlarda ekonomik olma kaygısı sezilmektedir. Ancak, yapılan jeotermal sondajların sağlıklı olanların önemli bir kesiminin, yine MTA tarafından yapıldığı söylenebilir. Birkaçı dışında, özel sektör tarafından yapılan sondajlar için, aynı yargıya varmak zordur. Bu sondajların büyük bir çoğunluğunu yapan şirketler, gerekli makine, donanım ve “know how” ’dan yoksun olarak çalışmakta ve yaptıkları kuyuların önemli bir kısmı kısa dönemde, diğerleri de uzun dönemde sorun yaratmaktadır. Bu nedenle, bazı kuyularda kontrolsüz akışlarla (blowout) karşılaşılmıştır ve bazılarında yeraltı suyunun kirlendiği belirlenmiştir [1].

 

Bu makalenin amacı, ülkemiz sondajcılarına jeotermal kuyuların kazılmasında kullanılan makine, donanım, uygulanan pratikler ve gelecekteki gelişmeler hakkında bilgiler sunmaktır.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için üye olmanız gerekmektedir. Üye olmak için [ÜYE OL] tıklayabilirsiniz. Üyemiz iseniz [GİRİŞ] yapabilirsiniz.