Dosyalar

Türkiye'deki Jeotermal Alanların Araştırılmasında Jeofizik Çalışmalar


Türkiye'deki Jeotermal Alanların Araştırılmasında Jeofizik Çalışmalar

 

Çetin ŞENER*; A. Remzi ERDOĞAN* ve M. Emin ÖZGÜLER**

ÖZ

Türkiye genç volkanik etkinliklerin sık rastlandığı orojenik, aktif, tektonik Akdeniz kuşağın üzerinde yer almaktadır. Alp Orojenezi sırasında şiddetli kırılma tektoniğine uğraması, magma yaklaşımı ve buna bağlı olarak yerkabuğunun içine yerleşen magma odaklan jeotermal sistemlerin oluşmasında önemli rol oynamıştır. Türkiye'deki jeotermal alanların saptanmasında jeofizik araştırmaların yeri büyüktür. Sahadaki problemlere uygun olarak temel jeofizik yöntemlerden bir veya birkaçı uygulanarak jeotermal rezervuarın yeri, derinliği ve yapısıyle ilgili çok önemli bilgiler elde edilmiştir, özellikle jeotermal alanlardaki formasyonların içerdikleri tuzlu ve sıcak su nedeniyle elektrik özdirenç değerinin çok katlı olarak düşmesi, diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de elektrik özdirenç yönteminin en fazla uygulanmasına neden olmuştur.

Sığ jeotermal akışkan içeren rezervuarların yerinin ve boyutlarının belirlenmesinde elektrik yöntemler gibi direkt yöntem olarak kullanabileceğimiz sığ sıcaklık yönteminin hızlı, ucuz bir etüt olması çalışmalar sonucu ortaya çıkmıştır. Aletsel olanaksızlıklar nedeniyle günümüze kadar yürütülen jeofizik araştırmalarda birkaç kilometre derinlik sınırlan içindeki bilgiler elde edilebildiğinden, çok daha derindeki ısı kaynağı ile ilgili veriler oluşturulamamıştır. Varlığı belirlenen jeotermal alanların geliştirilmesi ve ayrıca doğal sıcak su kaynakları, hidrotermal alterasyonlar vb. gibi yüzey belirteçlerinden yoksun gizli jeotermal alanların enerji otansiyeline kazandırılabilmesi için ısı akısı ve çok daha derin algılamalı manyetotellürik

gibi araştırma yöntemlerinin devreye sokulması artık kaçınılmaz olmuştur.

 

GİRİŞ

Genellikle jeotermal alanlar; sıcak su kaynaklan, hidrotermal çökeller ve bozuşum ürünleri gibi yüzey belirteçleriyle karakterize edilirler. Jeotermal akışkan içeren hazne kaya ve onu çevreleyen ortam jeofizik yöntemlerle kolayca algılanıp haritalanabilecek fizikî özelliklere sahiptir. Jeotermal alanların en çarpıcı özelliği çevrelerine göre yoğun sıcak ortam içermeleridir, bu nedenle ısının kayaçların fiziksel özellikleri üzerindeki etkilerini inceleyen jeofizik yöntemler arama faaliyetlerinin temelini oluşturmaktadır. Doğrudan sıcaklık ölçümüne dayanan ısı akısı ve jeotermal gradyan gibi termal yöntemler jeotermal alanların araştırılmasında en etkin yöntemlerdir. Fakat bu yöntemler derinlikleri 30 ile birkaç yüz metre arasında değişen çok sayıda sondaj kuyusu gerektirdiklerinden oldukça masraflıdırlar.

Ayrıca ısı akısı yöntemi için kayaçların termal kondüktivite değerlerinin doğrudan sondaj kuyusunda ölçülememesi ve kırıklı ortamlarda sondaj kuyusu ne kadar derin açılırsa açılsın termal gradyan ölçümlerinin konvektif ısı transferinin etkisinde kalması gibi etkenler bu yöntemlerin kullanımını sınırlamaktadır. Bu yöntemlerle hazne kaya ve ısı kaynağı ile ilgili gerçek bilgiler her zaman alınamamasına rağmen 1-3 m derinlikte alınacak sığ toprak sıcaklığı ölçümleriyle jeotermal hazne kayanın yeri, derinliği ve uzanımıyle ilgili bilgilerin elde edilebileceğini, Salihli-Urganlı, İzmir-Balçova ve Erzincan-Ekşisu ılıca sahalarındaki uygulamalar ortaya çıkarmıştır.

Elektrik özdirenç değerinin sıcaklıkla azalması nedeniyle öncelikle uygulanan özdirenç yöntemleri Menderes grabeninde çeşitli sahalarda 1968-1985 yılları arasında uygulanmıştır. Menderes grabeninde yapılan sondajlı çalışmaların neticesinde Kızıldere sahasında 20 MW lik bir elektrik santralı devreye girmiştir. Aydın-Germencik sahasında ise halen sondaj çalışmaları devam etmekte olup, ilk bulgulara göre sahanın Kızıldere'den çok daha güçlü olabileceği sanılmaktadır.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için üye olmanız gerekmektedir. Üye olmak için [ÜYE OL] tıklayabilirsiniz. Üyemiz iseniz [GİRİŞ] yapabilirsiniz.