Denizli'liler Jeotermal Kaynaklarını Milli Servete Dönüştürürken Aydın'lılar Neden Hep Şİkayetçi

04.04.2015 15:36 | 1721 | Erkan Sancak (CFO)
Denizli'liler Jeotermal Kaynaklarını Milli Servete Dönüştürürken Aydın'lılar Neden Hep Şİkayetçi

Denzili de jeotermal denilince akla ilk olarak Termal oteller gelir,  zengin mineralleriyle romatizmal ve kemik hastalıkları, dolaşım sistemi hastalıkları, nörolojik hastalıklar ve cilt hastalıklarında tedavi edici özelliğe sahip termal sulardan yararlanabilmek mümkün.

Oysa, yaşlılar ve emekliler şehri olarak bilinen Aydın şehri Türkiye'nin en zengin jeotermal kaynaklarına sahip olduğu halde, Aydınlılar jeotermal kaynakların bu şifalı özelliklerinden hiçbir şekilde yararlanamıyor ve bu milli servete yalnızca uzaktan bakıyorlar.

Bu tür hastalıkları olup da kaplıca tedavisi görmek isteyen Aydınlılar, genellikle Denizli'deki modern termal tesislerin ve otellerin yolunu tutuyor. Üstelik son günlerde Aydın'da artan kanser vakalarından ve tarım ürünlerinde görülen zararlarından Aydın'daki denetimsiz jeotermal santraller sorumlu tutuluyor.

DENİZLİ VE AYDIN HALKININ FARKI

Denizli'deki jeotermal kaynaklar, beş yıldızlı termal otellerde ve sağlık merkezlerinde değerlendirilerek milyonlarca turisti Denizli'ye çekerken, TÜRKİYE'NİN JEOTERMAL BAŞKENTİ AYDIN, bunu başarabilmiş değil. Denizli'deki bu tesisler, şehrin ekonomisine ve istihdamına çok çeşitli katkılar sağlıyor. Bu katkıların bazıları şunlar:

  • GIDA SEKTÖRÜ (VE CATERİNG): Hergün Denizli'deki termal otellerde ve sağlık merkezlerinde kalan binlerce müşterinin yiyecek içecek tüketimi sayesinde Denizli'deki meyve-sebze-et üreticileri ve gıda sektörü önemli kazançlar sağlıyor. Oysa Aydın'daki jeotermal kaynaklar, elektrik santrallerine tahsis edildiği için böyle bir katkı söz konusu değil.

  • OKUMUŞ GENÇLERİN İSTİHDAMI: Denizli'deki termal konaklama ve sağlık tesislerinde garson, komi, kat görevlisi, temizlik elemanı, sağlık personeli, masaj uzmanı, fizik tedavi uzmanı, doktor vs. gibi çeşitli mesleklerde çalışan binlerce eğitimli-eğitimsiz insana istihdam sağlanıyor. Özellikle Denizli'nin okumuş gençleri metropollere gidip gurbette çalışmak zorunda kalmıyorlar ve kendi doğup büyüdükleri şehirde kariyer yapma fırsatı buluyorlar. Oysa Aydın'ın okumuş gençleri için jeotermal elektrik santrallerinin böyle bir olanak yarattığını söylemek mümkün değil.

  • TURİZM: Denizli'deki termal oteller ve sağlık merkezleri, turizm şirketlerine, tur operatörlerine büyük gelir ve istihdam sağlıyor. Oysa Aydın'daki jeotermal kaynakları kullanan elektrik santrallerinin böyle bir faydası söz konusu değil.

  • Denizli'deki termal tesislere gelen konuklar, civardaki köylere ve turistik yerlere de uğramayı ihmal etmiyorlar. Bu sayede yöredeki turizm gelirleri de büyük oranda artıyor. Köylüler ve kırsalda yaşayan Denizlililer için ek gelir kaynağı oluyor. Ayrıca Denizli'nin ünü ve turistik marka değeri artıyor. Oysa Aydın'daki jeotermal kaynakları kullanan elektrik santralleri, bu faydaların hiçbirini sağlamıyor.

  • ULAŞIM VE NAKLİYAT: Denizli'deki termal tesisler milyonlarca insanı çektiği için, servis şoförü, taksici, dolmuşçu, otobüs şoförü ve nakliyatçılar gibi ulaşım sektöründe çalışan çok sayıda insan evine ekmek götürebiliyor. Jeotermal kaynaklar, ulaşım ve nakliyet sektörü için de Denizli'deki termal tesisler gözardı edilemeyecek faydalar sağlıyor. Oysa Aydın'daki jeotermal kaynakları kullanan elektrik santrallerinin bu sektöre de herhangi bir katkısı bulunmuyor.

  • TÜKETİM SEKTÖRÜ: Konaklama tesislerinde hergün kullanılan temizlik malzemeleri ve deterjan, sarf malzemeleri, bardak, tabak, çatal, kaşık, bıçak ve benzeri pek çok tüketim malzemesi de tüketim sektörüne katkı sağlıyor. Oysa Aydın'daki jeotermal kaynakları kullanan elektrik santrallerinin Aydın ekonomisine böyle bir katkısı yok.

  • TEKSTİL SEKTÖRÜ: Denizli'nin zaten dünyaca ünlü olan tekstil sektörü, çok sayıdaki termal konaklama ve sağlık tesisi sayesinde daha da güçleniyor. Çünkü yüzbinlerce yatak kapasiteli bu kadar çok tesis demek, hergün değişen yatak çarşafları, yastık kılıfları, nevresim takımları, havlular, masa örtüleri ve sandalye kılıfları demek. Ayrıca her oda için perdelere ve halılara ihtiyaç duyulduğu da hesaba katıldığında, termal otellerin ve sağlık merkezlerinin tekstil sektörüne sağladığı katkı gözardı edilemez düzeyde.

  • TEKNOLOJİ VE SANAYİ: Termal konaklama ve sağlık tesislerinde yüzbinlerce yatak kapasitesi demek, yüzbinlerce televizyon, yüzbinlerce klima, yüzbinlerce lamba, elektrikli aletler, kablosuz internet cihazları, kartlı kapı sistemleri gibi çok çeşitli teknoloji ürünleri ve bunların servis, bakım, onarım hizmetleri ile yedek parçaları demek. Bu aynı zamanda tüm bu işlerde çalışan çok sayıda teknik servis elemanına da iş imkanı ve gelir kapısı anlamına geliyor.

  • VERGİ GELİRLERİ: Denizli'deki termal otellerle başlayan ve bütün bu sektörlere canlılık kazandıran katma değerler, bu tesislerin müşterilerine ürün ve hizmet sağlayan her sektörde ayrı ayrı vergilendiriliyor ve böylece hem Denizli'ye, hem de Türkiye'ye önemli vergi gelirleri kazandırıyor.

Ancak, Denizli ve Aydın halkının jeotermal kaynakları değerlendirme şekline bakıldığında, Aydın'ın da kazançlı olduğu bir alan yok değil. O da doğrudan para desteği. Denizli'deki termal tesislerin sağlayamadığı bir fayda varsa, o da ilin bütçesine doğrudan nakit para veremiyor oluşu. Oysa Aydın'daki jeotermal kaynakları kullanan elektrik santralleri, üretip sattıkları elektriğin gelirlerinden küçük bir yüzdeyi Aydın İl Özel İdaresi'nin bütçesine aktarıyorlardı. Aktarılan bu oran, toplam enerji gelirinin çok küçük bir yüzdesi de olsa, her yıl milyonlarca lirayı bulan önemli miktarlara ulaşıyor. Bu da doğrudan Aydın bütçesine aktarılıyordu. Ama Aydın büyükşehir olunca, İl Özel İdaresi de kapatıldı. Bu yüzden jeotermal gelirlerinin hangi kuruma aktarılacağı da o dönem tartışma konusu olmuştu. Zaten Aydın halkı da bu geliri elektrik faturalarında ya da kendi cebinde görmüyor, bu gelirin faydasını yalnızca yol ve altyapı çalışmaları gibi dolaylı hizmetlere harcanırken görebiliyordu.

Bunun dışında, Aydın'ın Efeler kent merkezindeki Ilıcabaşı mahallesinde bulunan jeotermal kaynak bile, neredeyse yarım asırdır sahipsiz durumda. Aydın'daki jeotermal kaynaklar birer birer elektrik şirketlerine satılıyor ve Buharkent hariç hiçbiri henüz jeotermal kaplıca otelleri, kent ısıtması ve yerel çiftçilerin seraları için kullanılmış değil.

Türkiye'nin JEOTERMAL BAŞKENTİ olan Aydın'ın zengin jeotermal kaynaklarından Aydın halkının payına düşen ise, jeotermal santrallerden derelere, Menderes nehrine ve havaya salındığı iddia edilen zehirli atıklar ve artan kanser vakaları.

Aydın'da jeotermal elektrik santrallerinden havaya ve suya zehir saçıldığı, büyük bir çevre felaketi yarattığı ve Aydınlıları zehirleyerek kanser vakalarına neden olduğu iddiaları yalnızca Aydın gündeminde değil, Türkiye gündeminde de üst sıralara tırmanarak televizyonların ana haber bültenlerine bile konu oldu.

Ancak Denizli'de her yıl yerli ve yabancı milyonlarca hastaya şifa dağıtan jeotermal kaynakların, nasıl olup da Aydın'da zehir ve kanser kaynağına dönüştüğü, Aydın halkının ve kamuoyunun bugüne kadar buna nasıl seyirci kaldığı ise büyük bir soru işareti.

BİR İLDE ŞİFA VERİP, YANINDAKİ İLDE ZEHİR SAÇAN MİLLİ SERVET

Menderes nehrinin geçtiği ve aynı havzayı paylaşan komşu iki ilden birinde en büyük şifa ve sağlık kaynağı olan jeotermal kaynakların, hemen yanındaki ilde şifa kaynağı olarak değerlendirilememesi, hastalıkların ve çevre felaketinin başlıca nedeni olarak ilan edilmesi, bu kaynakları sahiplenmek ve doğru kullanabilmek konusunda Denizli ve Aydın arasındaki farkı da net bir biçimde gözler önüne seren, çarpıcı bir örnek olarak değerlendiriliyor.

Her iki komşu ilde jeotermal kaynakların birbirine bu kadar zıt etkilerinin olması, yani Denizli halkı bu kaynaklardan sonuna kadar fayda sağlarken, Aydın halkının bu kaynaklardan zarar görerek feryat etmesini bazı vatandaşlar “Kendi milli servetine Denizli halkı ve Denizli siyasetçileri mi daha güzel sahip çıkmış, yoksa Aydın halkı mı, bariz ortada” şeklinde yorumlarken, bir vatandaş da Mehmet Akif Ersoy'un “SAHİPSİZ KALAN VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP OLURSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR” dizelerini hatırlattı.

Denizli'de JEOTERMAL FUARI bile yapılırken, Aydın'da henüz yalnızca jeotermalin zararları tartışılıyor. Üstelik seçim dönemi olmasına rağmen, Aydın'daki seçmen kitleleri ve ilin ekonomisinde en çok söz sahibi olan kesimler, Denizli'dekine benzer jeotermal yatırımları adayların önüne henüz birinci öncelik olarak koymuş değiller.

Bu kaynakların başta sağlık, turizm, tarım, temiz kentleşme ve ulaşım olmak üzere pek çok sektörde yüzbinlerce insana iş sağlayan, milyonlarca Lira'lık gelir yaratan çok değerli yatırım alanları olduğunu Aydın halkının farketmesi ve Aydınlı yatırımcılarla siyasetçilerin bu kaynaklara sahip çıkarak Denizli'deki gibi yatırımlar yapmaları için daha ne kadar zaman gerektiği henüz bilinmiyor.

(Güçlü ÇEZİK)

Kaynak: www.mucadele.com.tr

Yorumlar

Yorum yapabilmek için üye olmanız gerekmektedir. Üye olmak için [ÜYE OL] tıklayabilirsiniz. Üyemiz iseniz [GİRİŞ] yapabilirsiniz.

Kategorideki Diğer Haberler